Edebin ne kadar önemli olduğunu bilseydiniz

 Allah’tan rızk yerine edeb isterdiniz

Hazreti Ali…

Malum olduğu üzere birkaç gün önce, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan ile STK temsilcilerine verdiği iftar yemeğinden sonra, vedalaşırken çekilmiş olan resmimizi paylaştım. İyi ki paylaşmışım.

Bir defa iftara Türk Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı sıfatımla davet edildiğimi belirtmeliyim.

Resmin altına yorum yapanları, resmi beğenenleri ve beğenmeyenleri tasnif ettim. Bir defa büyük bir kısım beğenmiş, iftar davetine katılmamı normal saymış. İftar davetine katılmamı doğru bulmayan %4’lük bölüm içinde kalanlar arasında iyi niyetle samimiyetle eleştirenler yine çoğunlukta. Eleştirlere dayanamayıp beni savunmak zorunda kendini hisseden öğrencilerim de oldu. Onlara (Alperen AKBAŞ ve Ayşe Merve AKBULUT) hassaten teşekkür ediyorum.

Geriye kalan 7-8 kişiye cevabım vardır. Bunların, Cumhurbaşkanına hakaret içerdiği için suç sayılacak yorumlarını kaldırdım. Ona da bozulanlar oldu. O şekilde bana veya cumhurbaşkanına hakaret eden arkadaşları zaten Facebook’taki arkadaş listemden çıkardım.

Bunların bir kısmı beni tanımaz. Bunlara Hazreti Yunus’un “Biz bu Dünyadan gider olduk/ Kalanlara selam olsun” diye başlayan veda şiirinde söylediğini söyler geçerdik: “Bizi bilmeyen ne bilsin/ Bilenlere selam olsun


Bir kısmı ise, tanıdığım, yakın bildiğim insanlar. Onlara da rahmetli Âşık Veysel’in dize

leriyle seslenmek gerekiyor: “Benim sadık yârim kara topraktır.”

*                               *                                       *

Namık Kemal Zeybek’in yorumunu kaldıramadım. Çünkü benim paylaştığım resmi, yorumunu ekleyerek kendi sayfasında paylaşmış. Diyor ki ezcümle, “Beni de davet ettiler. Ama vergilerimizle verilen iftara haramdır diye katılmadım. Hadi katıldın be hocam bu saçma resmi niçin paylaştın?

Biz 1996 yılında rahmetli Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanlığı köşkünde verdiği iftarda Namık Kemal Zeybek ile birlikteydik.

Diğer saygısız ve hakaret içeren eleştiriler de bu minvalde sözler sarf etmişler.

Samimi olsalardı, beni sayıp sevselerdi bu insanlar niçin paylaştığımı nezaketle sorarlardı. Nitekim öyle yapan dostlarım da olmuştur. Oysa bu insanlar ellerine bir fırsat geçtiğini düşünerek beni tahkir etmeye, cumhurbaşkanımızın şahsı üzerinden yıpratmaya kalkışmışlardır. Konunun özüne gelince…

Bu açıklamamı Sayın Cumhurbaşkanımızın okuyacağını düşünmüyorum ama bu çirkin yorumlara sebebiyet verdiğim için, ben kendimi, özür dilemek zorunda hissediyorum. Özür diliyorum Sayın Cumhurbaşkanım.

*                               *                                       *

Sayın Cumhurbaşkanımız benim de eleştirdiğim yanlış bulduğum sözler söylemiş, tasarrufta bulunmuştur. Bunları ben de yeri gelir, nezaket kuralları içinde, muhatabımın Cumhurbaşkanımız olduğunu unutmadan eleştiririm. Unutmadan diyorum, rahmetli Nevzat Kösoğlu’na atıf yaparak:

Tarihçi Sabahattin Selek, bir radyo söyleşisinde İsmet İnönü’ye, Damat Ferit’i vatan haini olarak tanıdığımızı, bize böyle öğretildiğini, kendisinin ne düşündüğünü sordu. İnönü’nün cevabı unutulacak türden değildir: “Hayır! Hiçbir Osmanlı Sadrazamına hain denilemez. Gerçi Ferit Paşa bize çok zahmet verdi; ama o, görüşmelerle bir sonuca varabileceğini düşünüyordu; biz ise ancak silahla çözüme ulaşabileceğimiz kanaatindeydik.” (Türk Yurdu, 2012, Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşına Girişi II, Yıl 101, sayı 296).

Rahmetli Nevzat abi bu hatırayı, daha önce de, 2009 yılında sanırım, Sayın Recep Tayip Erdoğan Başbakan iken, etnisite vurgusu yapmasını tenkit etmek için kaleme aldığı bir yazısında dile getirmişti. Yani demek istiyordu ki, “Türkiye’de 36 etnik grup var dediği için başbakanı eleştireceğim ama bu anlayışla eleştireceğim, ona hain filan demek gibi bir niyetim asla yok, olamaz.

*                               *                                       *

Bu anlayışla devletimizin başı iftara davet ettiği için şeref duyarak gittim. Şeref duydum çünkü o makamı Sultan Alparslan’ın, Sultan Fatih, Kanuni ve Atatürk’ün bulunduğu makamdır. Sayın Recep Tayip Erdoğan’a bunu hatırlatmak gerektiğini düşünüyorsanız, önce kendiniz bunu hatırlamalısınız.

Resmi de şu anda her zamankinden daha fazla birlik beraberliğe ihtiyacımız var diye

 paylaştım. “Üzümün çöpü armudun sapı” diyecek zamanda değiliz. “Bir büyük birliğe” her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bu mesajı vermek için resmi paylaştım.

Bu ramazanda cephede PKK ile sıcak temas halinde olan askerlerimizle iki defa iftar yaptı bu cumhurbaşkanı. Çözüm süreciyle Türkiye’nin sürüklendiği yanlışı geç de olsa fark edip, canhıraş bir şekilde bu yanlıştan dönmeye çalışıyorsa bir iktidar, Türk Milliyetçiliği neyi gerektirir?

*                               *                                       *

Muhsin Başkan rahmetliye suikastin failleri bulunmadı diye cumhurbaşkanına kızanlar bu resmi paylaştığım için bana kızıyorlar.

Cumhurbaşkanına kızanlara kızanlar da, bu resmi paylaştım diye bana “hah tükürdüğünüzü yalayın bakalım” kabilinden hakaret ediyorlar. Dedim ya “bizi bilenlere selam olsun”.

*                               *                                       *

Muhsin Başkanımızın vefatı ile ilgili düşüncelerimi şimdiye kadar, bu konuda taraf olacak biçimde hiç paylaşmadım. Önceleri suikast iddialarına pek itibar etmiyor, kaza olduğunu düşünüyordum. Zamanla olayları bir yerlerden okudukça, ilgili arkadaşlarla konuştukça zihnimde kaza ihtimali azaldı, suikast ihtimali çoğaldı.

Ama konunun gündemde tutulmasına gönlüm razı değil… Başkanımızın ve arkadaşlarının ölümü birilerine malzeme olmamalı. Onun için gündemde tutulmasını istemiyorum. Başta BBP Genel Başkanı, rahmetlinin eşi ve çocukları, avukat arkadaşlar olmak üzere konuyla birinci dereceden ilgili olanlar, duruşmaları elbette takip edeceklerdir, etmelidirler. Ama konuyu medyatik olarak gündemde tutma gayretleri, belki rahmetlinin ruhunu muazzep ediyordur. Onun ve ölümünün birilerine malzeme olmasına sebep olmamalıyız diye düşünüyorum.

Site düzenlemesi Crystal Studio